asdasdasdsadasdasds

25 Kasım 2009 Çarşamba

Yeni Başlayanlar için Optimizasyon İpuçları

Reklamınızın performansını artırmak mı istiyorsunuz? İşte size bazı fikirler:

Hesap Yapınızı Organize Edin:


Sağlam bir hesap yapısı başarının temelidir! En iyi sonuçlar için AdWords hesabınız web sitenizi/hizmetlerinizi yansıtmalıdır. Anahtar kelimeleri ve reklamları temaya veya ürüne göre gruplandırın. Reklamlarınız ürünlerinizle ne kadar yakından eşleşirse reklam maliyetleriniz o kadar uygun olur.

Anahtar Kelimelerinizi İyi Belirleyin:

Alakalı anahtar kelimeler sizi hedefinize ulaştırır. Çok genel, hedefsiz anahtar kelimeler ise zamanla yavaşlatılır, pasif duruma getirilir ve kampanyanızı çalıştırmaz.

* Anahtar kelimelerinizi reklam gruplarınızın konularıyla ilgili şekilde gruplandırın.
* AdWords’te, her anahtar kelimenin varyasyonları farklı bir kelime olarak görülür. Anahtar kelime eklerken bu kelimelerin çoğullarını ve yaygın yanlış yazılımlarını da ekleyin. (Örneğin Erkek Parfumu)
* Konunuzla ilgisi olmayan aramalarda reklamlarınızın görünmemesi için anahtar kelime listenize özen gösterin.

Reklamınızın performansını artırma amaçlı anahtar kelimelerle ilgili fikirler almak için Anahtar Kelime Aracımızı kullanmayı deneyin.

Etkili Reklam Metni Oluşturun:

* Sunduğunuz ürünlerinizin/hizmetlerinizin eşsiz yönlerini belirleyin
* Reklam metninizde güçlü ve belirgin bir harekete geçirici ifade kullanın
* Ürünlerinizi/hizmetlerinizi açıkça belirtin
* Dilbilgisi kurallarına uygun ve net ifadeler kullanın
* Anahtar kelimelerinizi reklam metninize ekleyerek kullanıcıların dikkatini çekin

Google’dan futuristik reklam stratejisi













Google ilginizi manuel ya da uzun vadede otomatik bir yolla belirleyerek odaklı reklamları görmenizi sağlayacak bir sistemi denemeye başladı.



Google reklam ayarlarına girerek isterseniz ilgi alanlarınızı seçecek ya da sadece “beni takip et” seçeneğini kullanarak sörf alışkanlıklarınızın Google tarafından analiz edilmesine izin vereceksiniz.



YouTube‘un da dahil olduğu “ilgi-odaklı” reklamlar sayesinde Adsense herkes için daha verimli çalışan bir sistem olacak. Örneğin Onur Bey bir Galatasaray fanatiği olsun ve ekran başında sürekli Galatasaray videoları izleyen, Galatasaray forumlarını ve fan sayfalarını dolaşan birisi olsun. Google Reklamları otomatik olarak Onur’a Fenerbahçe-Galatasaray bileti önerebilecek kadar işi ileriye götürebilecek.

Şimdilik bu futuristik web 3.0 hamlesini cookie üzerinden gerçekleştirmeyi deneyecek olan Google, ileride browser’lar ile büyük meblağlı anlaşmalar yapmayı deneyecektir. Ayrıca, özellikle üstünde durulan bir diğer nokta da gizlilik ve güvenlik ile ilgili; Google cookie ile sadece gezdiğiniz sitelerdeki adsense kodlarını takip edecek, bunun dışında sayfada yer alan herhangi x bilgiyi elinde tutmayacak.

Aslında reklam tercihleriyle ilgili kontrolün önemli bir kısmının kullanıcılara bırakıldığı düşünülünce eleştirilecek çok fazla bir şey yok, bu sayede reklam kalitesi ve ilgi düzeyi çok üst seviyelere çıkmış olacak.

Avrupa’nın internette en çok zaman geçiren ülkesi: Türkiye

comScore, Türkiye ile ilgili ilk raporunu bugün itibariyle yayınladı. Rapora göre Türkiye Avrupa’nın en büyük 7. internet popülasyonuna sahip. Bunun yanında bir diğer önemli veri de Türk internet kullanıcılarının Avrupa genelinde internette en çok zaman geçiren kullanıcılar olmaları.

comScore World Metrix ölçümlerine göre Nisan 2009′da 15 yaş ve üzeri 17 milyon Türk internet kullanıcısı kişi başına ortalama 3044 sayfa içerik gezmiş ve ortalama 32 saatini internette geçirmiş.


Rapor kapsamında değerlendirilen 17 Avrupa ülkesi arasından 40 milyon kullanıcı ile en büyük popülasyona sahip Almanya’yı 36.8 milyon ile İngiltere ve 36.3 ile Fransa takip ediyor. Türkiye bu sıralamada 17 milyon kullanıcısı ile 7. sırada yer alıyor. Tüm sıralama ve ülkelerin internette harcadıkları zamana yönelik çizelge şu şekilde:



comScore’un raporunda da özellikle belirttiği bir nokta var ki, 17 milyon internet kullanıcısı, internet kafelerden yapılan erişim, mobil internet (cep telefonu, PDA vs.), ve 15 yaş altı grupların dışında kalan bir popülasyonu temsil ediyor. Şirket, Türkiye’nin tüm bu kriterler göz ardı edildiğinde sahip olduğu internet kullanıcı sayısını 26,751,449 olarak kabul ediyor.


Rapor kapsamında Türkiye’nin en çok ziyaret edilen 15 internet şirketi de paylaşılmış. Rapora göre Google siteleri 16 milyondan fazla ziyaret ile Nisan 2009′un en popüleri olmuş ve toplam popülasyonun %90′ına ulaşmış. Microsoft siteleri 15.5 milyon, Facebook 12.8 milyon, Doğan Online siteleri (ekolay, fanatik vs.) ise 10.1 milyon ziyaretçi almış. Benim dikkatimi önemli bir nokta da raporda Blogcu.com’un MyNet’in üzerinde yer alması ve Milliyet.com.tr’den sonra en çok ziyaret edilen 6. site olması oldu.


Hurriyet.com.tr’nin Alexa’nın aksine comScore’a göre Milliyet.com.tr ve MyNet’in gerisinde kalması da dikkat çekici. Bunun sebebi Hurriyet.com.tr’nin toplam trafiğinin %5.3′ünü oluşturan Almanya trafiğinin ölçümde göz önüne alınmaması olabilir. Malum, comScore Türkiye’deki ölçümünü sadece Türkiye’deki kullanıcılar üzerinden yapıyor.

Türkiye’nin en popüler 15 internet şirketine ait tüm sıralama şu şekilde:




Rapordaki veriler ışığında comScore Avrupa Direktörü Mike Read, Türk internet kullanıcısının kişi başına internette harcadığı zaman ve tükettiği içerik anlamında Avrupa’yı geride bıraktığını belirtiyor ve ülkemizin dijital pazarlama ve reklam anlamında önemli fırsatları olduğunu da ekliyor.


Sürekli global internet kullanımları üzerinde comScore verilerini takip eden birisi olarak, sonunda Türkiye özelinde bu tür bir rapor almış olmaktan son derece memnun oldum. Ülkemizin global internet pazarlarında dikkat çekmesi adına önemli gördüğüm bu gelişme umarım sektör için büyük fayda sağlayacaktır.

En Çok Google’layan Ülkeyiz

Google Türkiye ofisini açalı 3 yılı geçti ve o günden bugüne şirketin Türk internet kullanıcısı ortalama %50 oranında yükseldi.

Google’ın arama motoru olarak üstünlüğü herkes tarafından bilinir. Buna rağmen Microsoft’un yeni ve iddialı arama motoru Bing‘in Live Search’e göre performansı şimdilik paralel gitse de son yapılan Microsoft-Yahoo arama teknolojileri anlaşması ile Steve Ballmer Google’a kafa tutmaya kararlı görünüyor.


İstatistikler ve yapılan araştırmalar ise bu kararlılıkla ilgili bize bazı fikirler verirken, ülkemizdeki arama motoru eğilimlerini de gözler önüne seriyor.

Ülkemizdeki Google performansına geçmeden önce geçen yıllarda arama motorlarının istatistiklerine bir göz atalım.

Son iki yılın Ağustos ayı performanslarına baktığımızda Google’ın açık ara önderliği görülüyor. Raporlara göre kendi işini iyi yapan Google, 2007‘de %89,98 olan payını, 2008‘de %90,77′ye yükseltmiş. Bu dönemde Yahoo ve Live Search’u topladığımızda ise, 2007′de %5,50, 2008 de ise sadece %5,05 ‘lik bir oran elde ediliyor.


2009 yılına geldiğimizde ise Google, istikrarlı yükselişini sürdürken, ilk iki ayda Yahoo ve Live Search’te de bir yükselme görülüyor. İlk 10′da Çinli arama motoru Baidu‘yu göremesek de, Rus asıllı Yandex kendine 10. sırada yer bulmayı başarıyor.

Detaylara indikçe elbette sonuçlar ülkesel düzeyde çeşitlilik arzediyor. Bu konuda yeni açıklanan bir rapora göre Türkiye, internet aramasında Google’ın en fazla söz sahibi olduğu ülke olarak göze çarpıyor. Advertising Age’in bu raporuna göre Amerika’da Google’in payı %60 iken Avrupa’da bu oran %75-85 arasında değişiyor.

Çin’i listede göremesek de Japonya ve Kore’de Google’ın, Asyalı arama motorlarıyla pek başa çıkamadığını söyleyebiliyoruz. Ülkemizde ise bu oran %90′ın üzerinde ve zirveyi kapatıyor.

İnternetin gelişmekte olduğu ülkeler arasında gösterilen Türkiye’de en fazla anlık mesajlaşma da vakit geçirildiğine ilişkin rapora rağmen, Live Search’ün Google’a karşı etkisiz kalması da sanki bazılarını göreve çağırıyor.


Bu sonucun, Avrupa’nın internette en çok vakit geçiren ülkesi olduğumuzu da göz önüne alarak, bir sosyal çözümlemesini yapmak istesem de, alan adını Google’a yazarak sitelere ulaşan bir kitle olduğunu bildiğimden çok fazla yorum yapamıyorum. Teknik ve pazar payı analizleri dışında sanırım çıkarılabilecek en iyi sonuç Türk insanının Google’ı sevdiği.

Ekran Ayarlarınızla Oynamayın – Google Artık Daha Büyük!

Gayri-resmi arama motorumuz Google, büyük bir yeniliğe imza attı! Geçen hafta basit tasarımının patentini alan Google arama kutusunun boyunu uzattı ve genişletti.

Haliyle arama yaparken kullanılan yazı stili de farklılaştı ve hergün defalarca yüzyüze geldiğimiz Google gerçekten büyük bir değişime uğramış oldu.

Yeni tasarımda(!) Google’ın iddiası, en önemli ve en iyi yaptıkları iş olan internet aramasını kullanıcılar için daha verimli hale getirmek. Bu nedenle de eski küçük arama kutusu ve yazı stilinden kurtulmuşlar. Özellikle arama önerilerinin bu şekilde daha büyük bir farkındalık yaratacağını savunan ekip yeni Google XL‘tan memnun gözüküyor.


Teknik olarak arama kutusuyla beraber yazı stili de büyüdüğü için arama metninin karakter sayısı çok az farkediyor. Zaten alan adlarının 12 karakter civarında olmasının uygun olduğu düşünüldüğünde eski arama kutusunu bile doldurmak ihtiyaç dahilinde değildi. Açıkçası yeni yazı stili arama yaparken eski alışıklığımı aratsa da, arama önermeleri yeni şekilde oldukça dikkat çekici ve rahat okunur olmuş. İç sayfalarda da aynı değişikliğe gidilmiş ve sanki Google bizden de ne aradığımıza bakarak başarı oranını arttırmak istemiş.

Google‘in bu hamlesi tartışılsa da bu yeniliğe herkes kısa sürede alışacaktır eminim. Bu değişikliğin anısına Google anasayfasının tarihsel değişimini de bizlerle paylaşmış. 17 faklı görüntü sizi kesmediyse Wayback Machine‘in Google arşivine göz atmanızı tavsiye ederim(+yahoo). Eski günlere baktıktan sonra hatıralarınızı paylaşmaktan çekinmeyin lütfen.

Türk İnternet Kullanıcılarının %93′ü Eylül’de Google’daydı!









comScore‘un Türkiye hakkında yayınladığı yeni rapor Eylül ayı verilerine göre 15 yaş üzeri 19.7 milyon kullanıcının internette ortalama 3070 sayfa gezdiğini ve ortalama 31.6 saat zaman geçirdiğini gösteriyor.


Rapora göre Türkiye’de 18.4 milyon tekil ziyaretçiyle Google siteleri en popüler siteler sıralamasında birinci durumda. Google’ın sahip olduğu Türkiye trafiği şirketin ülkemiz internet kullanıcılarının %93′üne ulaştığını gösteriyor. Google’ı 17.6 milyon ziyaretçiyle Microsoft siteleri ve 16.1 milyon ziyaretçiyle Facebook takip ediyor. Facebook’un son 6 ayda Türkiye ziyaretlerinde %26 büyüme gösterdiği de raporda altı çizilen bir diğer nokta.

Türk internet kullanıcılarının sosyal ağlara olan ilgi artışı comScore’un 6 ay öncesine ait rakamlarına bakıldığında net olarak ortaya çıkıyor. Sosyal ağlar Türk internet kullanıcılarının internet üzerinde geçirdikleri toplam zamanın sadece %9′unu kapsarken, Eylül ayı rakamlarına göre bu oran %15′e gelmiş. Önemli bir nokta da, sosyal ağlar arasında Facebook’un tek başına toplam harcanan zamanın %92’sini kapsıyor olması.

Tekrar popüler sitelere dönecek olursam, Facebook’un ardından listede 11.1 milyon ziyaretçiyle ekolay’ı bünyesinde barındıran Doğan Online geliyor. Doğan Online’ı 8.8 milyon ile Milliyet Grubu, 8.3 milyon ile Mynet ve 8.2 milyon ile Blogcu.com takip ediyor.




Türkiye’nin en popüler 10 sosyal ağına da yer verilen raporda, detaylarını paylaştığımız Facebook’un liderliğini, 7.8 milyon ziyaretçiyle Microsoft Live Profiles takip ediyor. MyNet Eksenim 3.2 milyon ziyaretçi ve Netlog 1.8 milyon ziyaretçi ile Microsoft Live Profiles’ı takip eden siteler.

Aşağıdaki tabloda listenin tamamını görebileceğiniz gibi, geçirilen toplam zaman kolonuna da dikkat etmenizi öneirim. Buradaki sayılar Facebook’un sosyal ağlar arasındaki dominasyonunu fazlasıyla ortaya koyuyor.


Dikkatimizi çeken bir diğer nokta da, Twitter’ın sosyal ağlar listesine girmiş olması. FriendFeed’in bulunmadığı listede, Twitter 804 bin tekil ziyaretçi ile 10. sırada yer alıyor. Son dönemlerdeki medya yansımaları ile kuru trafik olduğunu tahmin ettiğim Twitter ziyaretlerinin, olası Twitter kullanıcı sayısı olarak düşünülmesi yanlış olacaktır.

Özelllikle paylaşmamızda fayda var, yapılan araştırma 15 yaş üstü internet popülasyonunu ve internet kafelerden, mobil cihazlar ve cep bilgisayarlarından gerçekleşen erişimleri kapsamıyor.


Bölgesel Hedefli Reklamlarımı Neden Göremiyorum?





Bugün reklamınızı görememenize neden olabilecek bir konuya daha değinmek istedik. Reklamınızı belirli bölgelere göre ayarladıysanız ve reklamlarınızı göremiyorsanız, kampanyanızın bölgesel hedefleme ayarlarını kontrol etmenizi öneririz.

Google, kullanıcının konumunu belirlemeye yardımcı olmak için Internet Servis Sağlayıcısı (ISS) tarafından atanan IP adresini algılar. Daha sonra, kullanıcının konumuna hedeflenen reklamları gösteririz.

Maalesef, Türkiye için İnternet Protokolü (IP) yönlendirmesi, zaman zaman reklamların doğru bir şekilde hedeflenmesini engelleyebilmektedir ve reklamların bazı durumlarda görünmemesine neden olmaktadır. Reklamlarınız Türkiye'de yayınlanıyorsa bölgesel hedefli anahtar kelimeleri de kullanmanızı tavsiye ederiz.



Ayrıca, reklamınızın hedeflediğiniz şehirde görüntülenip görüntülenmediğini kontrol etmek için Reklam Önizleme Aracından yararlanabilirsiniz. Reklamlarınızı test etmenin en sağlıklı yolunun bu araç olduğunu hatırlatmak isteriz.

Reklamınızın yayınlanıp yayınlanmadığını kontrol etmenin başka bir yolu da, anahtar kelimenizin başına veya sonuna hedeflediğiniz şehrin adını getirmektir. Örneğin, İbrahim Bey bir araç kiralama firmasının sahibidir. Kendisi İzmir’de oturmaktadır ama şirketinin İstanbul ve Ankara’da şubesi bulunmakta ve reklamları yayınlanmaktadır. İzmir'de “araç kiralama” anahtar kelimesini arayarak reklamını test edebilir ama Ankara ve İstanbul’da reklamlarının nasıl görüntülendiğini bilemeyecektir. İbrahim Bey "araç kiralama" anahtar kelimesine "ankara" ve “istanbul” ekleyerek "ankara araç kiralama" ve “istanbul araç kiralama” şeklinde arama yaptığı takdirde reklamlarının ilgili şehirlerde nasıl yayınlandığını gözlemleyebilir.

Reklamınızla ilgili başka bir sorun yoksa reklamınızın hedeflediğiniz şehirde nasıl görüntülendiğini bu şekilde test edebilirsiniz.




23 Kasım 2009 Pazartesi

Telefonda Etkili İletişim Teknikleri -



Telefonda Etkili İletişim Teknikleri Yazı Dizisi – Bölüm 1

Okuyacağınız notlar AdresGezgini Pazarlama birimindeki arkadaşlarımız Yeşim KARAKAŞ ve Yeliz KARAKAŞ tarafından Sayın Coşkun YENİ'nin kitabından derlenmiştir. Müşterileriniz ve hitap ettiğiniz kitle ile iletişiminizde son derece önemli bir araç olan telefonun etkili kullanılması için önemli olduğunu düşündüğümüz bazı teknikler detaylı olarak anlatılmaktadır



  • İnsanlar bizi gördükleri andan itibaren 60 saniye içinde hakkımızda görüşleri oluşur. Öte yandan telefondaki sesimize göre de insanlar hakkımızda bir yargıya sahip olurlar.
  • İnsanlar telefonun öbür ucunda bizi göremediklerinden, sadece söylediğimiz şeylere göre değil, aynı zamanda onları nasıl söylediğimize bakarak da bizim hakkımızda bir yargıya sahip olurlar.
  • Aslında telefonda iletişim iki yolla sağlanır:
  1. Ne söylediğimiz (sözlü).
  2. Onu nasıl söylediğimiz
  • ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, telefonda konuşurken insanların %87’si ses tonumuz ve sadece %13’ü kullandığımız sözcüklere göre fikir sahibi olurlar. İnsanlar, telefondaki ses tonumuz vasıtasıyla kişiliğimizi ve davranış biçimimizi duyabilirler!

Telefon Becerileri

  • Telefonu etkili bir biçimde kullanmak;
  1. Diğer kişilerden istediğiniz bilgi ve hizmeti kısa sürede alabilmeniz.
  2. Diğer kişilerin sizden istediği bilgi ve hizmeti kısa sürede alabilmeleri demektir.
  • Sizi arayan kişinin ne istediğini bilin.
  • Sorunların üstesinden nasıl gelebileceğinizi anlamaya çalışın.
  • Vermek istediğiniz mesajı açık bir şekilde ve mümkün olan en kısa sürede verin.
  • Beden dilinizin, gülümsemenizin ve ses tonunuzun önemini aklınızdan çıkartmayın.

Sesli İletişim

  • ABD’de yapılan bir araştırma sonucuna göre, dinleyicilerin kafalarında konuşucunun telefondaki ses kalitesine göre yönetme ve otorite gücü, zekası, eğitim düzeyi ve güvenirliği hakkında bir fikir oluştuğu tespit edilmiştir. Tok bir ses güçlü ve sağlam, cılız ve tiz bir ses ise zayıf ve güven vermeyen bir intiba yaratır.
  • Etkin dinleme beceriniz ve ses özelliğiniz kendinizi telefonda iyi bir şekilde sunmanıza çok büyük katkı sağlar.

Ses Tonu

  • Şahıs olarak bir televizyon gibiyizdir. Bizim de görüntümüz, sesimiz, rengimiz ve hareketlerimiz vardır. Telefonda ise bir radyo gibiyizdir. Tek sahip olunan nitelik ses, ses tonumuz ve dinleyicinin hayal gücüdür.
  • Aynı sözcükler her ses tonunda farklı anlamlar ifade eder. Bu nedenle, telefonu kaldırmadan önce gülümseyin ve telefondaki konuşmanız boyunca gülümsemeyi sürdürün. Bu çaba, olumlu ve verimli bir iletişim kurmak için önemli bir aşamadır.
  • Ses tonu, sesinizin yüksekliğini veya alçaklığını belirtir. Telefondaki yüksek bir ses tonu, siz ahizeyi kulağınızdan uzaklaştırmanıza neden olurken, alçak bir ses tonu da konuşulanları duymanızı ve verilmek istenen mesajı anlamanızı zorlaştırabilir. Her iki uç örnek de dinleyicinin dikkatini dağıtır, dikkatinizi mesaj ve sözcükler yerine ses üzerine vermenize neden olur.


Telefondaki Sesinizi Değerlendirin

  • Telefondaki sesimiz kişiliğimizdir, bir başka deyişle karakterimizi ve ruh yapımızı yansıtır. Dinleyici üzerinde bizim samimi veya soğuk, kendimize güvenli veya korkak, rahat veya gergin olduğumuz izlenimini yaratabilir.

Ses Perdesi: Monoton veya mekanik bir şekilde mi konuşuyorsunuz? Normal bir konuşmada ses perdesi değişir. Bu değişiklikler sesin yükselmesi ve alçalması olarak bilinir. Ses perdenizi değiştirme tekniğini ne kadar fazla kullanırsanız, ses tonunuz o kadar çok etkili olur. Unutmayın ki ne kadar çok stres altında olursanız, ses perdeniz de o kadar çok yükselir ve sesiniz tiz veya gergin çıkar.

Ses Hızı: Şayet çok yavaş konuşursanız dinleyicinin dikkatini kaybedersiniz. Bunun tersine şayet çok hızlı konuşursanız, üstelik uzun cümleler kullanıyorsanız dinleyici sizi takip edemez. Her iki durumda da aktarmak istediğiniz bilgi yerine ulaşmaz. İnsanları ilgili tutabilmek için sorular sorarak konuşmaya dahil edin ve sizi rahatlatacak hızda konuşun.

Karşımızdaki kişi çok hızlı veya mırıldanarak konuştuğunda dikkatimiz dağılır. İnsanlar genellikle gergin, sinirli veya huzursuz olduklarında böyle konuşurlar. Bu, aynı zamanda güven eksikliğinin de bir göstergesi olabilir. Bu şekilde konuşan kişiler, dinleyicinin dikkatini kaybetmeden bir an evvel söylemeleri gerekenleri karşı tarafa iletmeleri gerektiğini düşünürler.
Telefonda olumlu ve güçlü bir ses yaratmak için sesinizi kaydedin. Defalarca sesinizi dinleyin, daha sonra analiz edin ve aşağıdakilerden hangisi gibi çıktığına dikkat edin:

  1. Gereğinden fazla yüksek,
  2. Gereğinden fazla enerjik,
  3. Çok alçak,
  4. Çok yavaş

Daha sonra kendinize aşağıdaki soruları sorun:

  1. Kendimden emin bir şekilde mi konuşuyorum?
  2. Çok mu hızlı konuşuyorum?
  3. Sözcükleri ağzımda yutuyor muyum?
  4. Sesim güvensiz mi çıkıyor?

Enerji: Sesinizdeki enerji, davranışınızı ve coşkunuzu yansıtır. Enerjinizin düşük olduğunu hissettiğinizde gözlerinizi kapatın ve geçenlerde yaşadığınız birkaç mutlu anı hayal edin, derin nefes alın, geniş adımlarla oda içinde yürüyün, telefona ayağa kalkarak cevap verin.

Vücudun Duruşu: Doğru ve dik duran bir vücut, daha rahat nefes almanızı ve daha etkili bir nefes çıkarmanızı sağlar. Konuşurken ağzınızda kalem, sakız gibi şeyler bulundurmayın.

Telefonda Nasıl Bir İnsan Olduğunuzu Bilin

  • Sizinle insanlar rahatlıkla iletişim kurabiliyorlar mı?
  • Telefonunuz her zaman meşgul mü?
  • Telefonunuz uzun süre çalıyor mu?
  • Mesaj alma sisteminiz yeterli mi?
  • Telefonda sesiniz nasıl geliyor?
  • En son ne zaman telefon görüşmesi eğitimi aldınız?
  • Diğer kişileri aradığınızda en çok ne canınızı sıkıyor?
  • Sizinle telefonda konuşurlarken arkadaşlarınıza hiç telefondaki olumlu ve olumsuz yönlerinizi sordunuz mu?